Sakızdan Çıkan Kağıt Para!
Köyden yeni gelmişim.
Yanaklarım al al, kollarım tombik.
Gözümde bir fırlamalık ışığı var ki, görülmeli.
İstanbul’un bir çocuğun içine sığabilecek ne kadar fırlamalığı varsa elimin altında.

Köyden yeni gelmişim.
Yanaklarım al al, kollarım tombik.
Gözümde bir fırlamalık ışığı var ki, görülmeli.

İstanbul’un bir çocuğun içine sığabilecek ne kadar fırlamalığı varsa elimin altında.
Dik bir yokuşun ortasında, İstanbul Yıldıztabya’da oturuyoruz.
Mahalle bakkalı bizim için su yolu gibi. Paramız olsa da gidiyoruz, olmasa da!

Bakkala girince içeride bir ekmek kokusu alır. Ekmeğin üstünde beyaz bir örtü olur hem sıcak kalsın, hem de ekmeğe ne el ne göz değsin istenmez. O ekmek kokusu hangi vakit olsa kendini anımsatır.

O vakitler bir çocuğun bakkaldan alabilecek pek bir şeyi yok.

– Sakız
– Çubuk Kraker

Alabilecek bir şeyleri olsa da elinde parası yok.

Biz o vakitler olur da elimize 3-5 kuruş para geçerse cebe atmaz, hemen bakkala koşar ve anında bitirirdik. Evet, günümüz tüketim toplumunun mimarları o dönem köyden kente göçmüş ailelerin bu fırlama çocuklarıdır.

Mahallede çocukların elinde sarı renk, tatlı sakızlar. İçinden para çıkıyor diye bir seviniyorlar ki görmeyin. O da neymiş falan diye gidip bir bakayım dedim. Bildiğin gerçek para gibi!

Abim de yanımda, dedim ben bu parayı bakkala yuttururum.
Olurdu olmazdı, olur olur dedim.

Tabi o paraların arkası boş düz kağıt gibi. 2 tane aynı parayı tersten birbirine yapıştırıp doğruca koştum bakkala.

Kraker, Eti Puf (çok popülerdi o vakitler), Sakız, Çikolata vs. bir çok şey aldım bakkaldan. Ödemesini de elimdeki o yapışkan parayla ödedim. Adamın da başı biraz kalabalık anındaydı. Her şeyi aldığım yetmiyor gibi bir de para üstü aldım adamdan. Koşar adım çıktım bakkaldan. Evin önüne geldim. Elim kolum dolu.

Abim bunları nereden aldın diye soruyor?
– Eee Bakkaldaaan!
Nasıl aldın Aykut senin paran yok ki?
– Yapıştırdığım para vardı ya
Eeeee?
– İşte onunla aldım.

Adam anlamadı mı vs.. daha bir çok diyalog geçti. Geçti geçmesine de biz o sırada elimizdekileri bir güzel yedik.

Hala cevabı olmayan bir çok soru kaldı aklımda…

Acaba bakkal o paranın yapışkan oyuncak para olduğunu anlamış mıydı?
Anlamıştı da, sırf biz çocuğuz gönlümüz olsun diye aslında bize ikram mı etmişti aldıklarımızı?
Yahut, anası babası nasılsa geliyor bakkala onlara söyler onlardan mı alırım? diye düşündü.

Kim bilir…

Bu sorulara ne o zaman, ne de şimdi yanıt bulamadık.
Velhasıl, çok yaşa bakkal amca…

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)


Bunlarıda görmek isteyebilirsin!

Facebook Yorumları